Dan Brown – Da Vinci Şifresi

Da Vinci Şifresi

Dan Brown tarafından  yazılan “Da Vinci Şifresi” 18 Mart 2003 ‘te satışa konulan ve son yılların en çok ses getiren romanıdır. Özgün  adı İngilizce  “The Da Vinci Code”dir. 
 
Öncelikle belirtmek isterim ki, Da Vinci Şifresi Robert Langdon serisinin 2. kitabı. İlk kitap ise “Melekler ve Şeytanlar”.  Bu romanı ilkine göre daha çok beğendiğimi söylemeliyim.
 
Gizem ve gerilim Don Brown ‘ın bu  kitabında uç noktalarda.  Güzel bir kurgu ile bize aktardığı bilgiler kitabı okuma isteğimizi daha da arttırıyor. Baştan aşağı zeka kokan bir an bile sıkmayan, deyim yerindeyse nefes kesen, insanın araştırma isteğini arttıran bilgiye bilgi katan muhteşem bir kitap. Kitabı okurken sık sık google’a bakıp bazı konuları araştırma isteği duyucaksınız.
 

Kitabın içeriğinden önce biraz ön bilgi verelim:

 
Dan Brown bu kitapta, İsa ile ilgili tarihi sırlar ve Da Vinci’nin eserlerinde bu sırlarla ilgili  verdiği ipuçları  özellikle İsa’nın ölmediği, dirilmediğini;  Galile Denizi’nin batısında, Tiberias ile Kefernaum yolu üstünde küçük bir balıkçı kasabası olan Magdala’dan Magdalalı Meryem ile evlenip Sara adında bir çocukları olduğunu iddia etmesi ile  büyük yankı yaratmıştır.
 
Da Vinci Şifresi, temel olarak 1947 yılında Mısır’ın Nag Hammadi kentindeki çölün kayalıklarında Mısırlı çoban Muhammed Ali’nin bulduğu 13 adet papirüs romanına dayanmaktadır. Keklik Mağarası olarak bilinen bu mağara Eylül 1952’de tekrar araştırılmış, Ölüdeniz parşömenleri olarak adlandırılan bu tomarlar  Kumran Yazıtları olarak da anılmış,  deriye sarılmış halde bulunan  bu papirüs el yazmaları 2000 yıl  önce yazılmıştır. 
 
Bu yazıtlar bir kısmı İbranice, bir kısmı Aramice  kâğıt, deri veya bakır plakalar üzerine kaydedilmiş, kırk bin adet elyazması parçasından oluşmaktadır. Bu yazmalar  Hristiyanlık âleminde büyük tartışmaların başlamasına sebep olduğu gibi Da Vinci Şifresi adlı eserin de temelini teşkil etmiştir. Bu belgelere göre, havarilerden biri Magdelalı Meryem diye anılan bir fahişeydi ve  İsa Meryem’le evlenmiş, bu evlilikten bir çocukları dünyaya gelmişti.
 
El yazmalarını orijinalinin MS 120-150 yılları arasında Yunanca olarak   yazıldığı, Filippos sureleri ve diğer yazıtların ise M.S. 350-400 yılları arasında Kıptice’ye çevrilmiş olduğu, bu tomarların da bu çeviriler olduğu anlaşılmıştı.
 
Tüm bu konular ve iddialar bu romanda   bulmacalar ve kovalamacalar içinde oluşan bir kurmaca içinde anlatılmıştır.
“Nefretinden arın. Sana kötülük yapanları bağışla.”
Dan brown
Dan Brown
Don Brown eşiyle birlikte  halen ABD’nin  New England’ kentinde yaşamaktadır. Dan Brown  ortaya çıkan  yankılara “ Hristiyan tarihini değiştirip değiştirmediğimi bilmiyorum, ama sanıyorum ki Hristiyanları İncil, kutsal yazıların doğruluğu ve tarihi konusunda tartışmaya teşvik ettim.” şeklinde  bir cevap vermiştir.
 
 

ROMANIN İÇERİĞİNE GELİRSEK

 
Harvard Üniversitesi Simge-Bilim Profesörü Robert Langdon, Pariste  bir iş gezisindedir. Gece yarısı, Louvre’un yaşlı müdürünün ölü bulunduğu haberini alır. Bu ölünün üzerinde  bir çok gizemli semboller vardır.  Simgebilim Profesörü olan Robert Langdon bu sembollerin anlamını çözmek için çalışmalara başlar.  
 
Langdon ve yetenekli Fransız kriptoloji uzmanı Sophie Neveu, cesedin  ve üzerindeki sembollerin ne anlamlara geldiği  cinayetteki sır perdesini  çözmeye başlamışlardır.  Cinayet ve cesetteki simgeler  onları  tarihin derinliklerinde  kalan çok gizemli sırlara doğru sürüklemeye başlar.  Bu sırların ve gizemlerin  en önemli ipuçları  Da Vinci’nin tablolarında gizlidir.
Da Vinci  bu sırları herkesin görebileceği bir yere, ünlü eseri Mona Lisa tablosunun içine gizlemiştir.
 
Cinayetteki izleri, Beşgen yıldız, Kırmızı Gül, Kutsal Kâse  simgeleri ve temsil ettikleri anlamların izinden giden profesör kendini bir anda Hristiyanlık dünyasının en büyük sırları ile karşı karşıya kalmıştır.  Bu sırlar ile birlikte karşısına Sion Manastırı Derneği ile Vatikan  çıkmış olmaktadır.
 
Langdon  bu simgeler, anlamlar ve gizemler ile  cinayete kurban giden müze müdürü  arasındaki irtibatı  ortaya çıkarmıştır. Bu cinayet Hıristiyanlık dünyasının sırları Sion Tarikatı ve Vatikan arasındaki sürtüşmelerden kaynaklanmaktadır. Cinayete kurban giden müze müdürü, tıpkı  Sir Isaac Newton, Botticelli, Victor Hugo ve Da Vinci  gibi diğer  pek çok ünlü ismin  de üyesi olduğu Sion Manastırı Derneğinin bir üyesidir.
 
Langdon, aydınlatmaya çalıştıkları  bu cinayetin temelinde  yüz yıllardır  devam eden  tehlikeli  bir sır nedeni ile işlendiğini tahmin etmektedir.  Bu sır eğer çözülürse cinayetin neden işlendiği ve kimler tarafından işlendiği sorusu da aydınlanmış olacaktır.  Cinayetin işlenme şekline göre  birileri bu sırları korumaya çalışmış, diğerleri ise   onu ve sırlarını  yok etmeye uğraşmış ve cinayet ortaya çıkmıştır.
 
Simgeler ve şifreler  onları  İznik’te toplanan Birinci Konsül’e “Pagan toplumları Hıristiyanlık dinine  çekmek için İsa’yı  tanrılaştıran  gizemlere ve bu gizemleri saklayan”  Sion tarikatına kadar götürmüştür. Sion tarikatı  devam etmekte ve bu sırları korumaya çalışmaktadır. Bu sırlar Da  Vinci’nin resimlerinde de şifreler halinde gizlenmiştir.  Bu sırların içinde Mesih’in sadece bir insan olduğu, evlendiği, elçilerden birinin Meryem olduğu, bu gerçeklerin Gnostik İncillerde saklandığıdır.
 

Sion Tarikatı

Bu tarikat, Kutsal Kâse ve “Hz. İsa’nın aslında Tanrı’nın oğlu olmadığı” sırlarını saklayan ama günü geldiğinde bu sırrı açığa çıkaracak olan bir tarikattır. Öldürülen müze müdürü de bu tarikatın üyesidir. Güvenilir tarikat üyeleri de bu sırları  ömürleri yettiği müddetçe ve saklamakta ve yerlerine geçebilecek kişileri bulup yetiştirerek bu sırları, onlara aktarmaktadır. Bu sırrı bilen  hayatta dört kişi vardır. Vatikan bu dört kişiyi de öldürtmeye karar vermiştir. Olaylar son kişi olan Müze Müdürü’nün öldürülmesiyle başlamıştır.
 
Müze müdürü ise sırrın kendisiyle birlikte ölmesine razı olmadığından şifrelerle örülü bir çok ipuçları bırakarak ölmüş, torunu ile Langdon’da şifreleri birer birer, çözmeye başlamışlardır.
 
Olay müze müdürünün öldürülmesi cinayeti boyutunu çok aşmıştır. Cinayetin işlenmesine neden olan sırlar dünyayı sarsacak türden çok önemli sırlardır.  Cinayet ve olaya sebep olan taraflar ile gizemlerin peşinden koşmaya başlayan Langdon ile Sophie Neveu, cinayeti işleyen faili ve arkasındaki gücü anlamak için harekete geçer. Cinayeti işleyen katil ise çok zeki ve çok güçlü bağlantıları olan birisidir.
 
Böylece Paris ve Londra sokaklarında bir kovalamaca başlar. Langdon ve Neveu,  katilin peşine düşmüşlerdir ama bu katil onların atacağı her adımı önceden bilmektedir. Esrarengiz olduğu kadar da çok zeki olan bir adamla karşı karşıyadırlar. Eğer Langdon ve Neveu bu karmaşık bilmeceyi çözemezlerse çok eski gerçekler sırlar ve cinayetler ebediyen kaybolacaktır.
 
Fantastik-kurgu kitaplar için tıklayınız.
[Toplam:5    Ortalama:5/5]

Görüşleriniz bizim için önemlidir.